27 Mayıs 2005

Bugünkü Hürriyet'ten:

Eminönü Belediyesi ile Eminönü Sivil Toplum Girişimi’nin hazırladığı, Murat Belge ve Can Belge’nin metinlerini yazdığı Tarihi Yarımada Yürüyüş Parkurları rehberi, İstanbullulara tarihi yarımada tarihini öğretmeyi ve kentte yaşayanları bilinçlendirmeyi amaçlıyor. Her biri yaklaşık 2 saatlik yürüyüşleri kapsayan dört parkur var içinde.
Rehberde, Sultanahmet odaklı dört parkur var. Dört parkurdan üçü Sultanahmet Meydanı’ndaki Milion Taşı’nı başlangıç noktası alıyor. Bugün orijinal halinden küçük bir parçası ayakta kalan Milion Taşı, Bizans döneminde dünyanın merkezi kabul ediliyordu.

MILION TAŞI - HİDAYET CAMİİ
En uzun mesafeyi Milion-Hidayet Camii parkurunda katediyor, iki buçuk ile üç buçuk saat arasında yürüyorsunuz. Ayasofya’dan başlayıp, Soğukçeşme Sokağı’ndan geçip, Sirkeci Garı’nda noktalanan bu parkur oldukça keyifli. Sonunda denizle buluşup, çay keyfi yapabilirsiniz. Sultanahmet Meydanı’nda Milion Taşı’ndan yürümeye başlıyor, Ayasofya’nın yanından ilerleyip, Topkapı Sarayı’na gelmeden, sağa, Soğukçeşme Sokağı’na dönüyorsunuz. Burada restore edilmiş tarihi evlerin arasında, Çelik Gülersoy’un İstanbul Kitaplığı’nı, Fahri Korütürk’ün doğduğu evi görmeniz tavsiye ediliyor. İlk sola döndüğünüzde Caferağa Medresesi’ne geliyorsunuz. Mimar Sinan’ın inşa ettiği yapı, el sanatları atölyesi olarak hizmet veriyor. Medresenin bahçesindeki kahvede bir şeyler içebilir, atölyelerde yapılan işleri satın alabilirsiniz. . Gülhane Parkı duvarına bitişik olan Alay Köşkü’ne yöneliyoruz. Parkın duvarından, tramvayın geçtiği caddeye doğru çıkıntı yapan bu köşkte, Evliya Çelebi’ye göre padişah, esnaf alaylarının geçişini seyredermiş. Babıali yokuşunun alt tarafında şehrin fazla bilinmeyen yapılarından Beşirağa Medresesi ve Camii var. Lale Devri sonrasında yapılmış, çok zarif birkaç binadan oluşuyor. Medrese, tekke ve kütüphaneyi gezebilirsiniz. Daha fazla yukarı çıkmayıp sahile, 1890’da Alman mimar Tachmund tarafından inşa edilen Sirkeci Garı’na gidiyoruz. Gar lokantası, manzarası ve yemekleri ile ünlü. Yemek için Adalar İskelesi’nin ilerisinde bulunan Sepetçiler Kasrı’nı da tercih edebilirsiniz. Turun son durağı olan Hidayet Camii, Kadıköy vapur iskelesinin tam karşısında. Yorulmadıysanız, Mısır Çarşısı’nda alışveriş yapabilir, Yeni Camii’nin yakınındaki Hamdi’nin ünlü kebaplarından yiyebilirsiniz.

DİVANYOLU PARKURU
Bugün Divanyolu dediğimiz cadde, Roma İmaparatoru Büyük Constantin’in kurduğu şehrin ana caddesiydi. Eminönü’nden Aksaray’a uzanan tramvay yolunun da bulunduğu caddede, şimdi Türk Edebiyat Vakfı olan Kalfa Sibyan Mektebi, 2. Beyazıt zamanında yapılan Firuzağa Camii ve Park Hamamı var. Pier Loti Otel’in köşesinden sağa sapıyoruz. Eminönü Belediye binası olan eski konservatuvara geliyoruz. Binanın içinde 5. yüzyıldan kalma bir sarnıç var. Girip, bu sarnıcı görebilirsiniz. Divanyolu Caddesi üzerindek Basın Müzesi, 16. yüzyılda Mimar Sinan’ın yaptığı Çemberlitaş Hamamı, karşı sırada Köprülü Külliyesi, Çemberlitaş Sütunu, Atik Ali Paşa Camii ve Koca Sinan Paşa Camii ile Külliyesi parkurdaki diğer duraklar. Külliye içindeki mezar taşları incelemeye değer. Bu parkurda, birbirine yakın zamanlarda yapılmış çok sayıda külliye görebilirsiniz. Medrese odalarında turistlere yönelik halılar satılıyor. Divanyolu parkurunun sonu, Beyazıt Sahaflar Çarşısı’na çıkıyor.

SULTANAHMET MEYDANI
Bu parkur, kentin turistik açıdan en ünlü bölgelerini kapsıyor ve fazlaca bir sürprizi yok. Binlerce yıl öncesinde, şehrin merkezi olarak kullanılan Hipodrom meydanından yola çıkıyorsunuz. Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı, Burmalı Sütun ve Alman Çeşmesi’yle ilgili bilinmeyenleri öğreniyor, Türk İslam Eserleri Müzesi ve İbrahim Paşa Sarayı’nı geziyorsunuz.

KAPALIÇARŞI-ÇEMBERLİTAŞ
İşte hanlar, hamamlar, tarihi kapılarla dolu güzergahımız. Alışveriş meraklıları için de birebir. Pazar günü Kapalıçarşı’nın kapalı olduğunu unutmayın. Parkura başlar başlamaz uğrayabileceğiniz, iki gizli lezzet adresi vereceğiz size. Molla Fenari Sokak’taki Aslan Lokantası’nda geleneksel Türk yemeklerini tadabilir, soldan devam ettiğinizde karşınıza çıkan 58 numaradaki isimsiz restoranda enfes yemekler yiyebiliriniz. İsmi belli olmayan Rum bir mimarın yaptığı Nur-u Osmaniye Camii, 1700’lerde inşa edilen Sofcu Han, Yağcı Han, Şeref Han, Çuhacı Han’ı gezebilir, sonra da kendinizi Kapalıçarşı’ya bırakabilirsiniz. İçinde 4 bin 399 dükkan, 2 bin 195 oda, bir cami, 10 mescid, bir hamam, 19 çeşme, 8 kuyu, 24 han ve bir türbe bulunan 47 bin metrekarelik Kapalıçarşı’yı gezmek bütün gün sürebilir aslında. Cevahir Bedesteni’ndeki Bizans Kartalı kabartmasına dikkat edin. Kapalıçarşı’nın en eski iki yapısı Sandal ve Cevahir bedestenlerinin farkına varacaksınız bu gezide.

NE YENİR?
Kapalıçarşı’daki Aslan ve Subaşı lokantalarında, Mısır Çarşısı’ndaki Pandeli ile Sirkeci Konyalı’da tencere yemekleri, Hamdi’de kebap yiyebilirsiniz. Sultanahmet Meydanı’na çıkmışken meşhur köftelerinden yememek olmaz. Sirkeci’deki Hacı Bekir şekercisi, Hocapaşa’daki Kasap Osman, Filibe Köftecisi, Ahırkapı’da Balıkçı Sabahattin, Laleli’de Koska Helvacısı ve Vefa Bozacısı diğer adresler.

NASIL GİDİLİR?
Yürüyüş parkurlarına en kolay tramvayla ulaşabilirsiniz. Zeytinburnu Metro durağından kalkan tramvay Laleli, Beyazıt, Çemberlitaş, Sultanahmet, Gülhane ve Sirkeci’yi dolaşıyor. Bölgeye, Cankurtaran’dan geçen Halkalı-Sirkeci treni, Sarıyer, Kadıköy ve Üsküdar’dan kalkan deniz otobüsleri, şehir hatları vapuru, şehrin her tarafından İETT otobüsleriyle kolayca ulaşılabilir.

(Öznur KAYMAK'ın haberi)

20 Mayıs 2005

İstanbul’da alışveriş bir álem

Bugün açılan bir fotoğraf sergisinin başlığı bu: İstanbul’da Alışveriş Bir Álem. İstanbul Ticaret Üniversitesi Fotoğraf Kulübü üyelerinin, bir buçuk yıllık çalışmasının ürünü. Kendilerine alışverişi konu edinmelerinin sebebi de ortada. Onlar Ticaret Üniversitesi’nde okuyor.

Aylarca İstanbul’da alışveriş yapılan her yeri gezmişler. Semt pazarları, Yenicami önündeki işportacılar, balık hali, nesli tükenmekte olan camekanlı esansçılar, şık alışveriş merkezleri, ikinci el oto pazarları, hayvan pazarları... Her yere girilip çıkılmış, binlerce kare fotoğraf çekilmiş. Ama Menkul Kıymetler Borsası ile limanları fotoğraflamak mümkün olmamış, izin alamamışlar.

Sonunda elde edilen binlerce kareyi önlerine koyup, aralarından bir hikayesi olduğuna inandıkları 50 tanesini seçmişler. Şimdi, dokuz fotoğrafçıya ait bu 50 kare, üniversitenin Eminönü binasının giriş fuayesinde sergileniyor. Hani şu eski Ticaret Odası binası var ya, orası işte. Bu akşamki açılış töreninden sonra 25 Mayıs’a kadar gezilebilir. Sonra fotoğraflar üniversitenin Üsküdar Fıstıkağacı’ndaki binasına taşınacak. Orada da 10 Haziran’a kadar görmek mümkün.

İnsan tüm fotoğrafları yanyana görünce gerçekten de ‘İstanbul’da alışveriş bir álem’ diyor. Melih Ekinci’nin Tahtakale’de portakal suyu satan seyyar satıcı fotoğrafına dikkat.

KAYNAK: HÜRRİYET
http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,authorid~103@sid~433@nvid~579263,00.asp

04 Mayıs 2005

“AHIRKAPI’DA HIDRELLEZ 2005” HAKKINDA...

HIDRELLEZ NEDİR ?: “Doğa”nın her baharda “canlanışı”, dünyanın her yerinde yaşayan insan toplulukları tarafından, kendi kültürlerine uygun biçimlerde kutlanır. İnsanlar, kışın getirdiği karamsarlıktan kurtuldukları için sevinirken, her bahar yeniden canlanan doğaya umut bağlar, düşlerinin, dileklerinin gerçekleşmesi için -genellikle Nisan - Mayıs aylarında ve belli tarihlerde- istekte bulunmanın “tam sırası” olduğunu düşünürler. Çoğu dini bayramların da kökeninde yer alan bu inanış, Türk kültüründe en yaygın biçimini “Hıdrellez şenlikleri”nde bulmuştur. Hıdrellez’de su kenarlarında bahar yemekleri yemek, en çok istenen şeyleri yazmak ya da resimlerini yapmak ve bunları genellikle bir gül fidanının dibine koymak, ateşlerin üzerinden atlayıp olumsuzluklardan arınmak, doğa ile kurulan ilişkinin ve iletişimin simgelerindendir. Hıdrellez kısaca insan ve doğa arasındaki iletişimi, baharı ve umudu simgeleyen bir kültürel gelenektir.

“HIDRELLEZ” SÖZCÜĞÜNÜN ANLAMI NEDİR ?: Hıdrellez; Hızır ile İlyas sözcüklerinin birleşmesinden türemiştir. Türk kültüründe sıkıntıda bulunanların yardımına koşmalarıyla tanınan Hızır ve İlyas peygamberlerin 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece “buluştukları”, “dilekleri gerçekleştirdikleri”ne inanılır. Bu inanış, zaman içinde çeşitli kutlama biçimleriyle “Hıdrellez” denen şenliklere dönüşmüştür.

“AHIRKAPI’DA HIDRELLEZ” NEDİR ?: Büyük kentlerde yaşayan insanlar, kentin eski özelliklerini yitirmesinden dolayı bir çok kültürel geleneğe uyamaz olmuşlardır. Hıdrellez de bunlardan biridir. “Ahırkapı’da Hıdrellez”, İstanbullu’ların her baharda tek başlarına yapamayacağı bir şenliği, tarihi yarımadanın tam da ortasında, denize yakın Ahırkapı Sokak’ta topluca yapmalarına olanak tanıyan, kültürel geleneklerin de unutulmamasını sağlayan bir sivil etkinliktir. Bu etkinlikte Hıdrellez geleneğinin tüm temaları yer alır. “Bahar yiyecekleri” sokaktaki tezgahlarda bulunur. “Eğlence” semtin kendine has ve günümüzde artık o kadar da bulunamayan “en eski İstanbullu”ları olan gruplar tarafından “müzik” ve “oyun”larla sağlanır. “Dilekler”, kağıtlara yazılıp yine Türk kutlama kültüründe önemli yeri olan ve “dilek ağacı”nı simgeleyen “Nahıl”lara ve çevresindeki gül fidanlarına asılır. Son olarak Hıdrellez’in “olmazsa olmaz” ögelerinden olan “ateşten atlama” da gece yarısı yakılan ateşlerle gerçekleştirilir.

TARİHÇESİ ?: Ahırkapı Sokak’ta ilk Hıdrellez 1997 yılında Armada Bahçe’de yapılmış, daha sonraki yıllarda semtte bulunan diğer oteller ve kuruluşların katılımıyla genişlemiştir. Genişleme hem sunulanların nicelik ve niteliğinin, hem de ziyaretçilerin sayısının -on bin kişiyi geçerek- artması biçiminde sürmektedir.

YERİ ?: -Şimdilik- Ahırkapı Sokak ve civar sokaklar...

NEDEN YAPILIYOR?: Amaç insanların hurafelere inanmasını, olmayacak düşlere kapılmasını teşvik etmek ya da dinsel veya kültürel telkinde bulunmak asla değildir. Bu etkinlik kent yaşamında bir geleneğin canlı tutulması, kıştan bunalan insanların rahatlayıp eğlenmesi ve umutlarını tazelemesi için yapılmaktadır. Bir yan amaç da “tarihi yarımada”nın İstanbullu’lar tarafından tanınması ve sevilmesini sağlamaktır. İstanbul’da yaşayıp da hayatında bir kere olsun bu semte uğramamış olanlar, bir kere Hıdrellez’e gelince “neleri kaçırdıklarını” daha iyi anlamakta ve sonra tekrar gelmektedirler. Bu da tıpkı “Eminönü Yürüyüş Yolları” projesi -http://eminonuplatformu.org/yuruyusyollari - gibi, tarihi yarımadadaki kültür mirasının korunabilmesi için önemli bir husustur. Çünkü bir şeyin “değerini bilmek” önce “tanımak” ve “sevmek”, sonra sonra da “sevdiği için korumak”la mümkün olup, “aklın bilmediğine yürek üzülemez”!

KİMLER DÜZENLİYOR?: “Ahırkapı’da Hıdrellez” “Eminönü Sivil Girişimi” ve Eminönü Belediyesi tarafından düzenlenmektedir. Etkinlik, İstanbul Valiliği ve İstanbul İl Kültür Müdürlüğü tarafından önemli ölçüde desteklenmektedir. “Eminönü Sivil Girişimi” ise Eminönü Platformu’nun (http://eminonuplatformu.org) bir alt çalışma grubudur. Grubun sözcüleri içinde; Hamra Babüroğlu, Faruk Boyacı, Abdullah Demir, Müberra Eresin, Timuçin Tecmen, Kasım Zoto bulunmaktadır. “Hıdrellez 2005”in bir de Koordinatör’ü vardır: Yavuz Dilmen.

KİMLER KATILIYOR?: Başta Ahırkapı Sokak ve civar sokaklardaki olmak üzere Eminönü İlçesinde çalışan oteller, lokantalar, turizm ve kültür kuruluşları, ürettikleri ürün ve hizmetleri karşılıksız olarak sunmaktadırlar. Bunun dışında etkinliği düzenlemek için gereken –ışıklandırma, konserler için sahne kurulması, ses ve ışık düzenlemeleri, pankartlar, basılı malzeme, sanatçıların ücretleri, altyapı, v.b.-harcamalar Eminönü Sivil Girişimi tarafından karşılanmaktadır.

BU İŞTEN KİM NE KAZANIYOR?: Hıdrellez etkinliğinde sunulan yiyecek ve içecekler makul ücretlerle fiş karşılığı satılmaktadır. Bu biçimde biriken para etkinliğin altyapısı için harcanan paranın sadece bir kısmını karşılamaya yaramakta, bu etkinlikten hiçbir kuruluş bilinen anlamda “kâr” etmemektedir. Ancak yine de işi “bu zahmete girilmeye değer” kılacak bazı “kâr”lar sözkonusudur. Onları da şöyle sıralamak mümkündür:

* Ahırkapı semti ve Eminönü ilçesi; gerek kalabalık sayıdaki izleyici kitlesi,
gerekse basının büyük ilgisi sayesinde tüm Türkiye tarafından “duyulmakta”,
“bilinmekte”dir. Bu da yukarıda bahsedilen “ilçenin değerinin bilinmesi ve ona
sahip çıkılması” yolunda önemli adımlardandır. İzleyiciler içindeki yabancı
gezginler ve dış basın aracılığıyla etkinlik zaman zaman yurt dışında da konu
olmaktadır.

* Etkinliğe katılan kuruluşlar ve sanatçılar bir taraftan da kendilerini tanıtmaktadırlar. Bu da onların daha sonradan “talep görmelerine” yardımcı olmaktadır.

* Hıdrellez’e gelenler de hem eğlenmekte, hem de toplu etkinliğin bir parçası olarak bu demokratik “Şölen”den ve tarihi yarımadadan tad almaktadırlar.

“HIDRELLEZ 2005” HAKKINDA AYRINTILI BİLGİ NEREDE?: Bu yıl ilk kez Hıdrellez için -İngilizce ve Fransızca özetli- özel bir web sitesi yapılmıştır. Sitede daha önceki yıllara ait etkinliklerin görüntüleri, 2004’te yapılanın filmleri ve diğer bilgiler ayrıntılı olarak yer almıştır. İstanbul’da uzakta olanların dileklerini yollamaları ve isteyenlerin dostlarını etkinlikten anında haberdar edebilecekleri bir e-davetiye de çevrimiçi (“online”) olarak sitede mevcuttur. www.hidrellez.org adresindeki siteyi ziyaret edip, görüş ve önerilerde bulunmak da mümkündür.

02 Mayıs 2005

"TARİHİ YARIMADA ve DEPREM RİSKİ"

Sayın Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, "Tarihi yarimadada deprem riski konusu ile ilgili yapmış olduğum bir sunuyu ekte gönderiyorum" diyerek, sağ panelde Tarihi Yarımada Kaynakları" listesinin başına yerleştirdiğimiz bir sunum yollamış. Sayın Eyidoğan'a teşekkür ederken, bu çalışmaya yetkililerin "alıcı gözle" bakmasını diliyoruz...
"HIDRELLEZ 2005" KAPIDA!
5 Mayıs 2005 Perşembe akşamı, Ahırkapı'da buluşuyoruz!

Tüm ayrıntılar "Hıdrellez 2005" web sitesinde...

24 Nisan 2005

Eminönü Yürüyüş Yolları Projesi

Eminönü Yürüyüş Yolları Projesi'ne web sitemizin bir alt başlığı olarak


http://www.eminonuplatformu.org/yuruyusyollari


adresinden ulaşabilirsiniz... Yürüyüş Yolları web sayfalarını hazırlayan Sayın Sevil Albayrak'a içten teşekkürlerimizle...

14 Nisan 2005

DİKKAT!
''YÜRÜYÜŞ GÜZERGAHLARI BROŞÜRÜ”NE BİR AN ÖNCE ADINIZI YAZDIRIN!

Eminönü sivil toplum kuruluşları tarafından, İstanbullu’ların ve İstanbulseverlerin tarihi yarımadayı tanıması, bilmesi ve benimsemesi amacıyla geliştirdiği

''YÜRÜYÜŞ GÜZERGAHLARI''

projesi uygulama aşamasına gelmiştir.

Eminönü’nün iyice tanınması, hem tarihi mirasın daha iyi algılanması ve daha geniş kitlelere mal olmasına, hem de ilçemizin oluşturduğu katma değerin bir cinsi olan “turizmde yerli katılım”ın önemine dikkat çekilmesine yolaçacaktır. Eminönü’nün iyice tanınması, ayrıca ilçemizin bu güne kadar ihmal edilmişliğinin giderilmesine de çözüm olmaktadır.

''YÜRÜYÜŞ GÜZERGAHLARI'' Projesi iki ana ögeden oluşmaktadır.

Birincisi, güzergahların belirlenebilmesi için sokak ve işaretleme levhalarının hazırlanması ile montajıdır. Bu iş, Eminönü Belediyesi tarafından yerine getirilmektedir.

İkincisi, ilk dört güzergahın, Murat Belge ve Can Belge'nin kaleminden anlatıldığı ve bir harita ile görselleştirildiği “Broşür”dür. Bu broşür sivillerin -yani hepimizin- finansmanı ile gerçekleştirilmektedir.

Broşür konusuna yapılacak katkı “650.- YTL” beher katılım bedeli olarak kararlaştırılmıştır. İlk kaba maliyet belirlemelerine göre, yine ilk beş bin adedinin 6500.- YTL, ancak on bin adedinin ise 9 ila 10 bin YTL arasında olacağı tahmin edilmektedir. Son çalışmalar ile beş bin adedin basılması gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır.

Yeni katılımlardan sonra, daha yüksek sayıda broşür basılması sağlanacaktır. Tasarım ve içerik aşaması bitirilmiş, baskı aşamasına gelinmiş olan bu ilk Broşür’de katkıda bulunan kuruluşların unvanları, eşit boyutta yazılarak yer alacaktır.

Böylesine önemli bir Proje’nin bir anlamda ilk kalıcı belgesi olacak olan BROŞÜR’de adınızın eksik olmaması için acilen Tacettin Öner (0212 455 44 80) ile iletişime geçiniz. Saygıyla.

YÜRÜYÜŞ YOLLARI DÜZENLEME KOMİTESİ'Nİ TEMSİLEN
Abdullah DEMİR- Kasım ZOTO



(Eminönü'nde farklı bir gezi tavsiyesi ! SABAH gazetesi yazarı Ayşe Özyılmazel'den:)

Gel gel Tahtakale'ye geeel!

Gezdim, gördüm, yazdım. Ne alırsan 1 milyon, baharat kokulu, lokum sergisi kıvamındaki, kilimden, dansöz kılıklarından geçilmeyen, satıcı abilerin çığırdığı, "Hello canım" selamlamalı, beyaz saçlı turist teyzelerin cirit attığı, 'aval aval bakınma aman çantanı kolla' mekânı Mısır Çarşısı... Hoop Tahtakale de tam arkası, dedim, sanırım tam bahar sarhoşluğuna girdim. Vurdum Eminönü yollarına...

Şimdi ben hep bu civarlara gruplar kurarak teşrif etmiş bir kişiyim. Misal çocukken babama takılırdım, en iyi alışveriş mekânlarını o bilir, ara sokaklarda beni gezdirir, elbise askısından, tane karabiberine, Türk kahvesine torbalara doldurur gelirdik. Sonra kankam Ayben, Kadıköylü kadınların yüzde sekseni gibi incik boncuk işine bulaştı. İşin sırrı Marputçular Çarşısı'ndaydı. Boncukları, demirleri, misinaları topladın mı, eve gel zevkine göre peş peşe diz. A-ha sana takı. Biz de takıldık kankanın peşine haldır haldır Marputçular'a dadandık tabii. Geçen sene de Hıncalım işin mutfak aletleri kısmını gösterdi. Beni Tahtakale'deki Nüans'a götürdü. Hani Laila, Maila kafeler, restoranlar herkesler oradan alıyormuş mutfak gereçlerini. Velhasıl bu sefer tek başınayım. Daldım Mısır Çarşısı'na. Baharat bakındım, yaya trafiğine takıldım, bir de nazar boncuklu bilezik edindim (tabii ki 1 milyon). Bu bilezikler o kadar ortalıkta ki, kesin yürüten oluyordur, diye düşündüm. Satıcı "Yok abla, Tahtakaleli malını çaldırmaz, yoksa Tahtakaleli olmaz" dedi. Eyvallah! Vardım Tahtakale'ye. Öncelikle buradan tüm Tahtakale esnafına sesleniyorum 'Ben abla değilim yaa!' Koskoca beyaz saçlı, evli barklı adamlar bana 'Buyur abla', ' Üç çorap 1 milyon abla', 'Hello abla' demiyorlar mı... Tövbe tövbeee, kırılıyoruz pardon yani. Bu arada hanımlar dikkat! Tahtakale dolaylarında 'Kız hepsi senin mi?', 'Yakalarsam muck muck', 'Ooff of' tipi laf atma devri kapanmıştır. Yeni olayları 'maşallah!' Valla ya! Bir de "Marmara yanıyor Marmaraaa'. Bir abi sizi beğendi mi, diğerlerine anons ediyor; "Dikkat dikkat! Maşallah geliyor..." İşi ileri götürenler "0536..." şeklinde cep numaralarını haykırıyor. Mutfak aletlerinde sarma makinesi moda ve her köşe başında. "Abi bu ne işe yarıyor?", "Ablam çeşit çeşit sarar ablam. Parmak kalınlığında köfte sarar, sigara böreği sarar, dolma sarar. 3 milyon ablam kompile..." Eh Nuri Toplar'dan Türk kahvesi çektirmezsem gözüm açık giderim. Gerçi ne bakır cezve, ne Türk kahvesi makinesi beni kesmiyor. Olmuyor olmuyor, benim kahvem köpüklenmiyor ya neyse (Hıncalım'a sevgiler). Kolkola vermiş ablalar; "Marputçular Çarşısı nerde, boncuk alacaaaz?" Tarkan'dan iyi olmasın gazete kağıdı içinden çıt çıt ayçekirdeği çitleyen erkekler. Hatta sonra da yere tükürenler. "Hello bayan", "Sorry canım" tadında cümleler. Hava-i fişeğin gelmesinin afişlerle ilan edildiği bir yer Tahtakale. Sütlü mısır da çıkmış (eh o da 1 milyon). Finalde de Rüstem Paşa Camii'nin yanındaki Kahve Dünyası'nda sütlü kahvenizi hüplettiniz mi, tamamsınız derim.

13 Nisan 2005

Haber Bülteni


KONU: BAHARLA BİRLİKTE İSTANBUL GENÇLİĞİ SULTANAHMET AKŞAMLARINI AÇIYOR: SULTANAHMET’TE ÜCRETSİZ AÇIK HAVA KONSERLERİ

İstanbul gençliği, baharı Sultanahmet’te düzenlenen ücretsiz açıkhava konserleriyle karşılıyor. 15 ve 16 Nisan 2005, Cuma ve Cumartesi Ayasofya Müzesi’nin önünde “rock” grupları buluşuyor. Sultanhamet’te kurulacak podyumda performans gösterecek olan, çoğunluğu Galatasaray ve Bilgi Üniversitelerinden seçkin müzik grupları, gençliği Sultanahmet’e davet ediyor.

Uygulanacak program akışı şöyle:

15 Nisan 2005, Cuma

19.00-20.00 UZUNYOL Grubu (Yabancı ve Türkçe pop)
20.00-21.00 MONOFONİKS Grubu (Jazz)
21.00-23.00 RICKY FORD Grubu (Jazz)

(Bu gruplar Bilgi Üniversitesi gruplarıdır)

16 Nisan 2005, Cumartesi

19.00-19.45 ON CUE TRIO (Jazz)
19.45-20.15 BLUE BABAFIGO (Yabancı Rock)
20.15- 21.00 GRUP SAHIRE (Türkçe Pop)
21.00- 21.30 AKIBET (Yabancı ve Türkçe Rock)
21.30–23.30 KARPUZ Grubu (Yabancı Rock & Blues & Rock’n Roll )

(İlk 4 grup, Galatasaray Üniversitesi gruplarıdır.)


07 Nisan 2005

PLATFORM'DAN HABERLER...

YÜRÜYÜŞ YOLLARI PROJESİ HIZLA İLERLİYOR!

Tarihi Yarımada- Eminönü'ndeki doğal, kültürel ve tarihi zenginliklerin, önce kendi vatandaşlarımız tarafından bilinmesi, sevilmesi ve böylece korunması amacıyla hazırlanan Yürüyüş Yolları projesi hızla ilerliyor. Açılışı "Turizm Haftası"na yetiştirilmeye çalışılan Proje, Murat Belge'nin danışmanlığında seçilen -şimdilik- 5-7 güzergahın yürüyerek gezilmesi ve görülmesi için gerekli altyapı hazırlıkları ve bu konunun iyice duyurulması biçiminde yapılan çalışmaları içeriyor. Çok yakında ayrıntılı bilgi ve projenin kendine has web sayfası da burada olacak...

HIDRELLEZ 2005 HAZIRLIKLARI SÜRÜYOR!

Her yıl gittikçe daha çok büyüyen ve gerek ilçe sakinleri, gerek İstanbullu'ların ve yabancı gezginlerin ilgi ve sempatisini kazanan Ahırkapı'da Hıdrellez şenlikleri bu yıl da yapılacak. Bu yılın çalışmalarının koordinasyonunu deneyimli turizmci Yavuz Dilmen üstlendi. Yavuz Dilmen ile iletişim kurmak isteyenler için e-postası şöyle: info (at) hidrellez.org veya yavuz.dilmen (at) web.de. (Yazarken "at" yerine @ işareti koyuyorsunuz. Burada web sitelerini tarayarak otomatik olarak SPAM posta gondermek için adres toplayıcılara malzeme vermemek için böyle yazmak zorunda kalıyoruz). Bu arada ilk posta adresinin uzantısından da anlaşılacağı gibi, HIDRELLEZ.ORG başlıklı bir alan adı satın alındı ve bu adreste yakında yayına gececek bir Hıdrellez web sitesi için çalışmaya başlandı...

SİYAD- EMİNÖNÜ BELEDİYE BAŞKANI TOPLANTISI

Konu: Genel olarak bilgilenme, sorular-yanıtlar
Saat: 16.00
Yer: ERBOY Otel Toplantı Salonu
Tarih: Bugün (7 Nisan 2005)

"ÜÇ KANDİLDE TASAVVUF MÜZİĞİ DİNLETİSİ"

20 Nisan 2005, Çarşamba günü, regaip kandilinde Hocapaşa Camii önünde, 17.00-19.00 saatleri arasında "Üç Kandilde Tasavvuf Müziği" başlıklı bir dinleti düzenlendi. Gelecek müzikten başka konuklara kandil simidi ile Osmanlı şırası da ikram edilecek.


14 Kasım 2004

"Bayramlık":


"...Muhakkak olan bir taraf varsa, eskinin, hemen yanıbaşımızda, bazan bir mazlum, bazan kaybedilmiş bir cennet, ruh bütünlüğümüzü saklayan bir hazine gibi durması, en ufak bir sarsıntıda serab parıltılarıyla önümüzde açılması, bizi kendisine çağırması, bunu yapmadığı zamanlarda da kendimizden şüphe ettirmesidir..."

Ahmet Hamdi Tanpınar, "Yaşadığım Gibi", 1970

24 Ekim 2004

Bir Eminönü Gezisinden izlenimler...
Fotoğraflar: Abdullah DEMİR
Tarih: 19 Ekim 2004

Resimlerin tamamına ulaşmak için Lütfen tıklayınız:




08 Ekim 2004

TARİHİ İSTANBUL'UN YÖNETİMİ KONFERANSI

Kentsel Yönetim Stratejileri ve Eylem Planı Geliştirme Uluslararası Arama Konferansı.

KONFERANSIN AMACI
UNESCO, İstanbul’un bütüncül ve katılımcı bir yaklaşımla korunmasına yönelik stratejilerin geliştirilme sürecine destek olmak için T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile birlikte uluslararası bir arama konferansı düzenlemektedir.
Bilindiği gibi, Dünya Mirası Komitesi Temmuz ayı içinde düzenlediği yıllık olağan toplantısında, Türkiye’ye İstanbul kenti yönetim planının hazırlanması için iki yıllık bir sürenin tanınmasına karar vermiştir. Eğer verilen süre içinde bu plan gerçekleştirilemezse, İstanbul, Tehlikede Bulunan Dünya Mirası Listesine alınacağı gibi, bu sürecin sonunda UNESCO Dünya Mirası listesinden çıkarılacaktır. Roma İmparatorluğu, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğuna başkentlik yapmış İstanbul’un bu listeden çıkarılması bir felaket olacaktır.
Uluslararası ve yerel uzmanların yaklaşımlarını sunacakları konferansın amacı, katılımcılara tarihi kentler için bütüncül kentsel yönetim stratejilerinin, koruma planlarının, yenileme faaliyetlerine yönelik finansal mekanizmaların, anlaşılır turizm planlarının geliştirmesi gibi konuların tartışılacağı bir forum sağlamak ve İstanbul’un yönetim planı için bir ilk altyapı oluşturmaktır.

6,7,8 Ekim 2004 tarihlerinde İstanbul Ticaret Odası (Eminönü, İstanbul) merkez binasında yapılan Konferans sınırlı sayıda yerel ve uluslararası uzmanın katılacağı bir arama konferansı şeklinde yürütülüyor.

Aktif çalışma günleri olarak değerlendirilen konferansın ilk iki günü kamuoyuna kapalı yapıldı. Üçüncü gün (bugün) çalışmaları ise ilgililere açık şekilde gerçekleştirilecek ve bu çerçevede eylem planı önerisini de içeren “Taslak İstanbul Bildirgesi” kamuoyuna açıklandıktan sonra bilgi ve deneyim paylaşımını amaçlayan oturumlara geçilecektir.

Konferans'ta EMİNÖNÜ PLATFORMU Faruk Boyacı, Mehmet Ata Tansuğ ve Kazım Zoto tarafından temsil ediliyor.

Daha fazla bilgi için bkz:
http://www.ahsap.org/_tr/?prm=news&news_id=11


26 Ağustos 2004

İstanbul âşığı Japon

UNESCO Özel Projeler Direktörü Minja Yang, İstanbul'un Dünya Kültür Mirası Listesi'nden atılmaması için çalışıyor. Ancak 1.5 yılı kalan Türkiye gereken adımları bir türlü atmıyor.
FOTOĞRAF: SELİM EFE ERDEM Japon Yang, 'İstanbul Dünya Kültür Mirası Listesi'nden çıkarılmasın' diye UNESCO'da yalvardım. Kentteki eksiklikler iki yılda rahatça giderilir' dedi.

SELİM EFE ERDEM İSTANBUL - Temmuz ayında Çin'in Suzhou kentinde yaptığı toplantıda, tarihi eserlerin korunması ve eksiklerin tamamlanması için İstanbul'a iki yıllık bir süre tanıyan UNESCO'nun (BM Eğitim, Kültür ve Bilim Örgütü) Özel Projeler Direktörü Minja Yang, tarihi kentin 'eksikliklerini' görüşmek üzere Türkiye'deydi. Büyük eleştiri konusu olan ve 10 yıldır hayata geçirilemeyen Tarihi Yarımada Koruma İmar Planı'na ilişkin çalışmalar yapan Japon direktör Yang, İstanbul'un Dünya Kültür Mirası Listesi'nden çıkarılmaması için Çin'deki toplantıda UNESCO yöneticilerine 'yalvardığını'
söylüyor.

İstanbul'un üç eksiği

Marmaray Projesi'nin İstanbul'un yeniden şekillendirilmesi için bir şans olduğunu belirten Yang, 2006 yılına kadar İstanbul'un tamamlaması gereken üç eksiği bulunduğunu ifade etti: Koruma imar planının tamamlanması, eserlere yatırım için mevzuat düzenleri ve tek bir muhatap kurum. Yang'la İstanbul'u ve kültürel mirası konuştuk.

Bir eser ya da şehrin kültür mirası listesine alınmasının koşulu nedir?

Eserler ve şehirlerin Dünya Mirası Listesi'ne alınması, zamanla farklı süreçlerden geçti. Başlangıçta bir bina tek bir obje gibi düşünülüp korumaya alınırken, zamanla binalar bütünü ve bölgenin topluca korunması ifade edildi. Şimdiyse, bir kültür mirasının doğal veya tarihi değerinin yanı sıra bir hikâyesinin olması özelliği önem kazandı.
Buradaki felsefe, şehrin korunmasının yanı sıra, tarihini anlamak, o şehrin niçin ve nasıl orada bulunduğunun değer kazanması. Dünya üzerinde 600 kadar kültürel varlık, 300 şehir var. Ama büyük bir kısmı, şehrin bir bölümünü kapsıyor.

İstanbul kültür mirasına nasıl alındı, neresi korumada?

Türk hükümeti 1983'te UNESCO'ya başvururak, İstanbul'un Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınmasını istedi.
O başvuru neredeyse İstanbul'un tamamını içeriyordu. Tarihi yarımadanın yanı sıra, Beyoğlu, Üsküdar, Sarıyer ve Boğazlar'ı kapsıyordu. UNESCO, korumayla baş edilebilmesi ve işlerlik kazanması için tarihi yarımadayla sınırlayarak İstanbul'u Dünya Kültür Mirası Listesi'ne aldı. Tarihi Yarımada Surlar, Zeyrek, Sultanahmet ve Sultanahmet'teki eserlerden oluşan dört tampon bölgeye ayrılarak planlandı.

UNESCO, Çin'deki son toplantısında uyarıda bulunarak İstanbul'a iki yıl süre tanıdı. İstanbul'un eksikleri nedir?

UNESCO, Türk hükümetinin bu hareketinden çok mutlu oldu ve bazı taahhütleri
yerine getirmesi şartıyla İstanbul'u Dünya Kültür Mirası Listesi'ne aldı. Listeye girdikten sonra, bazı olmazsa olmazların yerine getirilmesi gerekiyordu. Bunlar plan, kanun ve muhatap kurum. Bunlar çözümlenmezse, içeride bir düzen olmazsa, UNESCO'nun dışarıdan yapabileceği hiçbir şey kalmıyor.

'Hâlâ bir muhatabım yok'

Dokuz yıldır UNESCO temsilcisi olarak İstanbul'a gidip geliyorum, hâlâ bir muhatap bulamadım. Bakanlık, belediye, koruma kurulu, sivil toplum örgütleriyle ayrı ayrı görüşüyorum, farklı konularda 'Bu benim yetki alanımda değil' diyor. Sivil örgütlerde büyük bir enerji var ama dağınık halde. Biz tüm kurumları koordine edecek ve muhatap olacağımız bir kurum bulamadık. 1995'ten beri, koruma planları hazırlanamadı.

2006'ya kadar eksiklikler giderilmezse İstanbul için nasıl bir karar alınacak?

UNESCO'nun 183 ülkenin imza attığı bir Dünya Kültür Mirası listesi var. İstanbul bu listede hiçbir şey yapmadan kalırsa, herkese bu şekilde kötü örnek görünerek örgütün yapısını bozar. Bizim istediğimiz şeyler yapılması imkânsız şeyler değil, en basitini istiyoruz. Koruma planının tamamlanmasını, bir tek muhatap kurum ve kültür miraslarına yatırım için mevzuat düzenlemelerini istiyoruz. Bunlar yapılmazsa, İstanbul Dünya Kültür Mirası Listesi'nden çıkarılarak Risk Altındaki Kültür Mirası Listesi'ne alınır. Bu, herkes için, İstanbul ve UNESCO için çok üzücü olur. Bu listede de sonsuza dek kalamaz, bir süre sonra o listeden de çıkarılır.

Bir şehrin kültür mirası listesinde yer alması ya da çıkarılması ne demek?

İstanbul'un Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alması bir prestij, listeden çıkarılmasıysa büyük bir itibar kaybı. Bu listede yer almak, direkt bir maddi kazanç sağlamıyor. Ama listeden çıkarılmak çok utandırıcı oluyor. Dünyanın en önemli şehirlerinden biri olan İstanbul'u, kenti kötü yönetiyorsunuz, mirasa sahip çıkamıyorsunuz anlamına geliyor. Gelişmekte olandan öte bir ülke Türkiye, bunu çözemeyecek değil.

UNESCO son kez uyardı. Şimdi İstanbul'da nasıl bir çalışma içindesiniz?

Çin'deki toplantıda İstanbul'un kültür mirası listesinden çıkarılmaması için UNESCO yöneticilerine resmen yalvardım. İstanbul'da yeni bir yönetimin işbaşına geldiğini belirterek son bir şans istedim. Şu anda koruma planı üzerinde duruyoruz ve planı inceliyoruz. Plan ve Marmaray projesi, İstanbul için çok önemli. Marmaray'la, şehir bir raylı sistemle boydan boya birbirine bağlancak, iş ve ikâmet hareketleri çeşitlenecek, İstanbul yeniden yapılanacak. Bazı binalar yıkılacak, yerine yeni yapılar yükselecek. Bu, bir fırsat ve planla iyi değerlendirilmeli.

Haberin adresi: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=126038


13 Ağustos 2004

I. SULTANAHMET KULTUR VE TURIZM FESTIVALI BASLIYOR!

Bu sene birincisi düzenlenen Sultanahmet Kültür ve Turizm Festivali kapsamında, tarihi Ayasofya Meydanı’nda ücretsiz konser ve gösteriler düzenlenecek. 15-30 Ağustos arasında düzenlenecek etkinliğin ilk konuğu, Hoşgörü İmparatorluğu adını taşıyor. Genel yönetmenliğini Arda Aydoğan’ın yaptığı tarihi müzikal gösteriyi şef Orhan Şallıel yönetecek. Gösteride özel olarak bestelenmiş bir girişin ardından Osmanlı İstanbulu’ndan dini müzikler, saray müziği, Sefarad şarkıları, sema gösterisi, ney ve klarnetin büyülü ezgileri ve klasik batı müziği örnekleri özel bir kompozisyonla icra edilecek.
Konserlerin hepsi saat 21.00’de başlıyor.
15 Ağustos- Hoşgörü İmparatorluğu (Tarihi Müzikal Gösteri)
17 Ağustos- Ahırkapı Büyük Roman Orkestrası
18 Ağustos- Neşet Ertaş
19 Ağustos- Mevlevi Ayini (Galata Dervişleri)
20 Ağustos- İstanbul Sazendeleri
21 Ağustos- 21.00 Uygur Müzik ve Dans Topluluğu
22 Ağustos- 21.00 Türkü Blues Trockya Blues Topluluğu (Yakarış Müzik Topluluğu)
24 Ağustos- Selanik-Üsküp-İstanbul Vizesiz Yolculuk Buzuki Orhan Osman&İstanbul Brass Band
25 Ağustos- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Modern Folk Topluluğu
27 Ağustos- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Türk Dünyası Müzik Topluluğu
28 Ağustos- Okay Temiz Ritim Atölyesi
29 Ağustos- Esat Kabaklı ile Kahramanlık Türküleri
30 Ağustos- 21.00 Tuluyhan Uğurlu (Senfoni Türk).
(Hurriyet'te haber)



04 Ağustos 2004

"EMİNÖNÜ'NE İADE-İ İTİBAR" ETKİNLİĞİ...
17. yüzyıldan ‘70’li yılların ortalarına kadar, bünyesinde barındırdığı İstanbul’un en seçkin alışveriş yerleri, “Kapalı Çarşı”sı, “Mısır Çarşısı”, “Sahaflar”ı, “Mahmutpaşa”sı, “Yeşil Direk”i, ülkemizin en tanınmış, köklü eğitim kurumu “İstanbul Üniversitesi” ve –dönemin- “Yüksek Ticaret Okulu” (şimdiki Marmara Üniversitesi) ve burada yerleşik tanınmış aileler ve kurumları ile “tarihi yarımadanın en itibarlı ilçesi” olan Eminönü’ne “itibarının iadesi” istendi... 5 Ağustos 2004, Perşembe sabahı, saat 11.00'de, Mısır Çarşısı Büyük Postahane Kapısı önünde buluşuldu...

Mısır Çarşısı’ndan çıkarak, davul zurna eşliğinde yürüyüş yapan “eski İstanbul esnafı”nı görenler çok şaşırdılar. Bugün de uğraştıkları işleri eskiden yapan “üstad”larının kıyafetlerini giyerek Yeni Camii merdivenlerine dizilen on dolayında “Eski İstanbul esnafı”, Eminönü’ne “itibarının iadesi” isteğini simgeliyordu. Eminönü Belediye Başkanı Nevzat Er, Kaymakam Sabit Kaya ve Eminönü Platformu Başkanı Ayhan Karahan da kafileye katıldı...

Eminönü Platformu kurucularından Kasım Zoto Başkan Nevzat Er'e "Gerçek Eminönü Hemşehrisi" rozeti takıyor...







İstanbul’un “Tarihi Yarımadası”ndaki evrensel kültür mirasına sahip çıkılarak, bundan böyle “çağdaş” ve “birlikte yönetim” ilkelerine uygun olarak davranılması için kurulan “Eminönü Platformu”, “Eminönü Hemşehrilik Beyannamesi İmza Töreni” ve “Hemşehrilik Maruzatı” [1] etkinliklerinden sonra Eminönü’nde kamu, yerel, sivil ve özel kesimlerin işbirliği yapmaya başladığını göstermek için bu kez de böyle bir etkinlik düzenlemişti... İçlerinde Kapalıçarşı ve Mısır Çarşısı Derneği, SİYAD, LASİAD, otelciler, acenteler, taşımacılar, yayıncılar, gönüllü “İstanbulsever” bireylerin de bulunduğu 20 dolayında sivil kuruluş, yerel ve merkezi yönetim ile başlattığı iş ve güçbirliğinin planlama, uygulama ve sonuç alma aşamalarında dayanışma içinde süreceğini kamuoyuna duyurmak için “Eski İstanbul Esnaf Yürüyüşü”nü bir iletişim aracı olarak kullanmayı seçmişti... Kafilede yer alan kişilerin taşıdıkları giysilerin simgelediği meslekler, günümüzde de sürüyordu...


Kafile Yeni Cami kapısına doğru yol aldı...

Meydana çıkış...
Meydana çıkış sırasında Belediye Başkanı, İstanbul Vali Yardımcısı, Kaymakam ve Sivil Toplum temsilcileri halkla birlikte oyun da oynadılar...



Daha sonra Yeni Camii merdivenlerine dizilen "eski İstanbul esnafı"nın önündeki kürsüde gerçek bir "kamu-yerel-sivil" topluluk pankart açarak "Eminönü'ne İade-i İtibar" istedi...


Etkinliğe katılan Eminönü Platformu adına LASİAD Başkanı Ayhan Karahan, Mısır Çarşısı Derneği Başkanı Çetin Palancı, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Mehmet Yıldırım, Eminönü Belediye Başkanı Nevzat Er, Eminönü Kaymakamı Sabit Kaya ve İstanbul Vali Yardımcısı Cumhur Güven Taşbaşı kısa birer konuşma yaptılar ve kamu- yerel- sivil- özel işbirliği ile Tarihi Yarımada’nın çekirdeğini oluşturan bu ilçeye eski itibarını kazandırmak için “kararlı” olduklarını söylediler...


Etkinlik sona ererken, işportacılar Meydan'ın işportacılardan arındırmasını protesto ettiler...



[1] "Hemşehrilik Maruzatı" sunumu ve etkinlik haberi için lütfen tıklayınız: http://istanbultarihimerkez.net/2004_02_01_archive.html
Hemşehrilik Beyannamesi İmza Töreni için lütfen tıklayınız: http://istanbultarihimerkez.net/2003_12_01_archive.html
Ayrıntılı Bilgi ve İrtibat için: Eminönü Platformu Sekretaryası: 0212 516 90 52 -53 ve 458 12 49
Faks: 0212 458 12 50 e-posta: lasiad@lasiad.net - z.ari@smtp.yontanitim.com

(NOT: Etkinliğin -yuksek cozunurlukte- olan orijinallerine bağlantılı tüm resimleri bu adreste görebilirsiniz: http://www.eminonuplatformu.org/images/itibar_page1.html )





31 Temmuz 2004

Eminönü'nde işportacıların yerini şimdi sanatçılar aldı


Açıkhava'da Sanat 15 Eylül'e kadar Eminönü Meydanı'nda devam edecek. Sergi turistlerin olduğu kadar halkın ve esnafın da ilgisini çekiyor

AYÇA SÖYLETİR- Milliyet Cumartesi

Eminönü'nde şu günlerde bir açık hava sergisi var. 15 Eylül'e kadar devam edecek olan etkinlikte resim, ebru, çini, hat, tezhip ve minyatür çalışmalarının yanı sıra ressam ve yazarların imza günleri de bulunuyor. Ayrıca Eminönü ve tarihi yarımadayı konu alan bir resim yarışması da gerçekleştirilecek. Arya Sponsorluk ve İletişim Danışmanlığı ile İstanbul Ticaret Odası'nın işbirliği sonucu açılan sergi pazar hariç her gün 11.00 ile 18.00 arası açık. Arya Sponsorluk ve İletişim Danışmanlığı'ndan Arzu Paksoy Açıkhava'da Sanat'a ilginin her gün arttığını söylüyor.
Buradaki serginin yurtdışındakilerden farkı nedir?
Oradaki açık hava sanat merkezleri ağırlıklı olarak portre ve resim üzerinedir, bazılarında karikatür de vardır. Buradakine İstanbul'un ve Eminönü Meydanı'nın tarihi dokusuna uygun geleneksel Türk el sanatları eklendi. Genel olarak Eminönü'nün turistler için bir cazibe merkezi olması planlanıyor.
Eminönü'nü tercih etme nedeniniz bu muydu?
Eminönü Meydanı yıllardır işportacıların hakimiyetindeydi. Belediye, Valilik ve İstanbul Ticaret Odası'nın yoğun çalışması sonucunda işportacılar artık yok. Biz de bu alanı sanatsal aktivitelerle değerlendirmek istedik.
Bu sergiye kimler katılıyor?
Bu projeye başladığımızda üniversitelere ve güzel sanatlar fakültelerine öncelik tanıdık, duyurular astık. Ayrıca gazeteye ilan verdik. Bize başvuran yüzlerce sanatçı arasından seçim yaptık. Hem genç hem de amatör ruhlu sanatçıların olmasına gayret ettik.
En çok ilgi görenler kimler?
Eminönü Meydanı'nın karakteristiğini yansıtan ebru ve hat sanatçıları ile portre çalışması yapan ressamlar...
Buradaki esnafın ve halkın tepkisi nasıl bu sergiye?
Esnafın tepkisi olumlu. Ayrıca İstanbul'u gezdiren turist otobüsleri artık burada indirecek yolcularını.
Toplam kaç sanatçı ve eser var?
Şu anda 17 sanatçı var. Eserleri çok fazla çünkü sürekli üretiyorlar. İkinci dönemde de bu kadar olsa 34-35 olur. Tuvalini, resmini kapan pek çok kişi bize geldi.
Sergidekiler aynı zamanda para da kazanıyorlar mı?
Satıştan gelir alıyorlar. Ayrıca bir ödeme yapılmıyor.


Tarihe şemsiye
TBMM'nin 'son dakika gayretiyle' çıkardığı üç yasa, tarihi ve kültürel eserlerle ilgili faaliyette bulunmak isteyenlerin önünü açtı. 'Koruma' için yerel yönetimlere yetki ve kaynak sağlanıyor...

AHMET KIVANÇ ANKARA - TBMM, 17 Temmuz'da tatile girmeden önce çıkarılan üç yasayla, tarih-kültürel varlıkların korunması amacıyla belediye hayırsever kişi ve şirketler, yöre halkı ve eser sahiplerinin önünü açtı. 2863 Tabiat ve Kültür Varlıkları Kanunu'nda Değişiklik, Kültür Yatırımı ve Kültür Girişimi Kanunu ve sponsorlarla ilgili kanundaki düzenlemeler şöyle:
Belediyelere yetki
Koruma planlarının yapımını desteklemek amacıyla belediyelere dağıtılmak üzere, İller Bankası bütçesine ödenek aktarılacak. Valilikler de bütçe ayıracak. Planlar 2 yılda yapılacak. Koruma Kurulları, planları 6 ay, uygulama projelerini 3 ayda karara bağlayacak.
Belediyelerin yanı sıra diğer kamu kurumları da tescilli yapılar için kamulaştırma yapabilecek.
Koruma, uygulama, denetim bürosu kuran yerel yönetimler, tescilli yapı ve sit alanlarında, ruhsata tabi olmayan tadilat izni yetkisini devralabilecek.
Sit alanı içinde ikamet eden ve işyeri bulunanların katılımıyla denetim birimi kurulacak.
Takas olanağı
Yapı yasağı getirilen alanda malikin talebiyle Hazine arazileri ya da belediye ve il özel idare gayrimenkulleriyle takas yapılabilecek. Belediye ve valilik, bu alanlarla ilgili yapılaşma haklarını, 'aktarım alanı' olarak tespit edilmiş alanlara aktarabilecek, hamiline menkul kıymet verebilecek.
Vatandaştan katkı payı
Projelendirme, kamulaştırma ve uygulama için yerel yönetimlere kaynak sağlanacak. Bu kaynak il sınırları içinde il özel idaresi hesabında toplanarak, valiliğin onayıyla belediyelere kullandırılacak. İlgili belediyeler bu çerçevede emlak vergisinin yüzde 10'u tutarında ayrıca katkı payı tahsil edecek.
Toplu Konut Fonu kredilerinin yüzde 10'u, kültür varlıklarının onarımı için kullandırılacak.
Vergi muafiyetleri
Tescilli yapıların yaşatılması için hazırlanan projelerle ilgili malzeme alımlarında KDV istisnası uygulanacak.
Tescilli taşınmazların malikleri, veraset, intikal vergisi ile tapu harcından muaf olacak.
Tescilli yapılardaki projeler Yapı Denetimi Hakkında Kanun hükümleri ve Kamu İhale Kanunu'ndan muaf tutulacak.
Kültürel faaliyetlerle ilgili sponsorluk harcamalarının tamamı gelir ve kurumlar vergisi matrahından düşülebilecek.
Kaynak: 31.07.2004 RADİKAL:
http://www.radikal.com.tr/veriler/2004/07/31/haber_123679.php
KANUNUN TAM METNİ:
http://www.kultur.gov.tr/portal/yazdir_tr.asp?belgeno=52229


15 Temmuz 2004

Unesco İstanbul'a iki yıl süre tanıdı

Tarihi yarımadada 50 yıl içinde yıkılan eserler aslına uygun olarak yeni baştan yapılacak.

Tarihi eserlerin korunmasında bir ilerleme sağlanmazsa İstanbul 2006 yılında 'Tehdit Altındaki Dünya Mirası Listesi'ne alınacak

http://www.radikal.com.tr/

SUZHOU/İSTANBUL - BM Eğitim, Kültür ve Bilim Örgütü (UNESCO) Kültür Mirası Koruma Komitesi, İstanbul'a tarihi eserlerini koruması için iki yıl süre verdi. Komite, Çin'in Suzhou kentinde yaptığı toplantıda, bu süre içinde ilerleme sağlanmazsa İstanbul'un 'Tehdit Altındaki Dünya Mirası' listesine alınması kararlaştırıldı. Bu durum, İstanbul'un turizm gelirlerinin azalmasına yol açacak.
UNESCO Kültür Mirası Koruma Komitesi'nin yıllık toplantısında, dünya kültür mirası kentlerinin daha iyi korunması kararlaştırıldı. Örgüt, miras sayılan kentlerin turizm akını yüzünden zarar görmesinden endişeleniyor.
UNESCO'nun Ekolojik Bilimler Direktörü Ishwaran, "İyi denetlenmediği takdirde turizm akını, Asya, Avrupa ve Amerika'daki bazı kentlerde bir tehdit unsuru haline gelebilir" dedi. Ishwaran, özellikle Çin'de, Dünya Kültür Mirası Listesi'ndeki kentlerin önemli gelir kaynağı olarak kullanılmasının tarihi eserlerin yıpranmasına yol açtığını belirtti.


İstanbul 19 yıldır listede
1985'te Dünya Kültür Mirası Listesi'ne dahil edilen İstanbul ise Suzhou kentindeki toplantıda, 'çarpık yapılaşma' ve 'tarihi eserlerin iyi korunmaması' nedeniyle gündeme geldi. UNESCO nezdindeki Türk Daimi Temsilciliği'nin girişimleri sayesinde İstanbul, Tehdit Altındaki Dünya Mirası listesine bu yıl alınmadı. Ancak, komite, Türkiye'ye gerekli iyileştirmeleri yapmak için iki yıl süre tanıdı ve 2006'daki toplantısında
İstanbul'un durumunu tekrar ele almayı kararlaştırdı. Bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan rapor UNESCO Kültür Mirası Koruma Komitesi'ne sunulmuştur. Bu süre zarfında Türkiye'nin ilerleme raporu vermesi bekleniyor. Tehdit Altındaki Dünya Mirası Listesi'nde 35 kent var.
İstanbul, Dünya Kültür Mirası Listesi'nde, tarihi yarımadanın belirli bölümleriyle yer alıyor. Bunlar, Sultanahmet tarihi sit alanı, İstanbul surları, Süleymaniye, Zeyrek ve Beyoğlu. Bu bölgedeki yüzlerce tarihi eser çoktan yok olmuş durumda. Süleymaniye'de 'yanan' ahşap tarihi evlerin yerinde otoparklar belirdi.


Yapılması gerekenler
Yapımı geciktiği için UNESCO'nun tepkisine yol açan Tarihi Yarımada Koruma Planı çerçevesinde, son 50 yılda yıkılan ve yok olan tarihi eserler yeniden restore edilecek. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin hazırladığı proje kapsamında ilk etapta, Bizans ve Osmalı dönemlerine ait 15 tarihi esere restore edilerek halkın kullanımına sunulacak. Tarihi yarımadada üç yıl süren envanter çalışması, İstanbul geneline yayılarak tüm kültür mirası saptanacak. Restorasyon projesi hazırlanarak kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulları onayına sunulanlar arasında anıt, dikilitaş, sarnıç, konak, saray, cami, mezarlık, külliye, tekke, kahve, okul gibi yapılar var.
UNESCO Kültür Mirası Koruma Komitesi, geçen mayıs temeli atılan Boğaz Tüpgeçidi ve uzantısında yapılacak demiryolu projesinin tarihi yarımadada hangi eserlere zarar vereceğini sormuştu. UNESCO, özellikle Süleymaniye ve Zeyrek'te son yıllarda yıkılan evler üzerinde durmuştu. Bu eserlerin korunamadığı, bu gidişle İstanbul'un 'Tehdit Altındaki Dünya Mirası Listesi'ne gireceği uyarısında bulunmuştu.


16 Mayıs 2004

SIRKECI SOKAK MUZİKLERİ GECESİ "FEVKALADE" GÜZEL OLDU...






Bu etkinliğe ilişkin görüntülerin albumunu gormek icin lütfen aşağıdaki küçük resmin üzerine tiklayiniz:



Tesekkürler herkese, hepimize...